Yohann Gloaguen

Yohan hiç bitmeyen merakı ve hemen göze çarpan görsel yeteneğiyle sanat dünyasında kendine önemli bir yer edinmiştir. İletişim alanındaki eğitimini Quebec’te bitirdikten sonra Paris’e gidip film alanında çalışmak istediğine karar verir. Bu süreçte kendini geliştiren sanatçı, kendi filmini yönetmeden önce farklı film yönetmenlerine asistanlık yapar. Asistanlık işi sayesinde birçok yeni ülke ve şehir görme şansı elde etti, her yeni yer “anı yakalama” isteğini daha da arttırdı ve fotoğrafçılığa da bu şekilde başlamış oldu. Hala, çektiği her karede şehrin ve şehirde yaşayan insanların oluşturduğu atmosferi yakalamaya çalışıyor. Kendi deyimiyle “Anlık olanın mucizesini” kamerasıyla takip eden sanatçı; mekanların gizli kalmış ve insanlarla olan hallerini resmediyor. Yohann içgüdüsel olarak bir gözlemcinin gözünden dünyaya bakıyor. Maurice Pialat, David Lynch, Woody Allen ve Jean-Luc Godard gibi çok sevdiği yönetmenlerden ilham alıyor. Henri Cartier- Bresson ve Robert Doisneau’nın işlerine hayranlık duyan Yohann, Tony Soulie ve Saul Leiter gibi sanatçıların da çok yakından takip ediyor. Daha önce aliminyum üstüne siyah ve beyaz fotoğraf ile çalışırken şimdilerde eserlerine renk de ekleyerek görsel unsurları daha da öne çıkarıyor. Mürekkepden, vinil boyadan veya vitraydan yapılan damlatmalar ile yeni bakış açıları sunarken, plastik yoğunluğunu bütünüyle ortaya koyuyor.
Filtrele
Sıralama